Yine “polisin açıklamasına göre” meselesi...

Umut Operasyonu vesilesiyle, gazetecilerin kanıtlanmamış, iddia niteliğindeki enformasyonu haber haline getirirken kullanmaları gereken dil meselesi üzerinde uzun uzun durmuştuk bu sayfalarda. Hatırlayacaksınız, operasyonun ilk günü polis, Uğur Mumcu’nun “katillerini” yakaladığını öne sürmüş, bütün gazeteler de bu enformasyonu “İşte katiller”, “katiller yakalandı” manşetleriyle vermişti. Medyakronik daha ilk gün bu dili eleştirmiş, “normal bir ülkede ve normal bir gazetecilikte bunun adı ‘polisin yaptığı açıklamaya göre’dir” demiştik.

Sonrasını biliyorsunuz, ilk gün katil ilan edilenlerin sonradan olaya karışmadıkları ortaya çıktı ve bir iddiayı hakikat hükmünde sayfalarına aktaran gazeteler büyük bir itibar kaybına uğradı.

15 Haziran tarihli gazetelerde daha küçük çaplı ama nitelik olarak bundan hiç farklı olmayan bir olayla karşı karşıyayız...

Bir tecavüz olayı. İzmir polisi, 13 yaşındaki bir kızın ailesinin isteği üzerine bir eve baskın yapıyor, B.K. adlı 13 yaşındaki bir kıza tecavüz ettiği iddiasıyla Orhan Ekerel adlı bir “bodyguard”ı gözaltına alıyor.

Haberi veren üç gazetenin başlık ve spotları şöyle:

Hürriyet: Bodyguard tecavüzü... İzmir’de bir gazinoda bodyguard’lık yapan Orhan Ekener, arkadaşlık kurduğu B.K. adlı öğrenciye silah tehditiyle tecavüz etti.

Sabah: Borç parayla tecavüz... Orhan Ekener adlı sabıkalı hırsız ‘çok param var, sana milyonlarca lira borç para verebilirim’ diyerek kandırdığı kız öğrencinin ırzına geçti.

Star: Bodyguard sapık çıktı... Barlarda bodyguard olarak çalışan Orhan Ekener, 13 yaşındaki kıza silah zoruyla tecavüz etti.

Haber, küçük kızın anlatımlarına dayandırılıyor. Hürriyet’in haberinde, zanlının “suçlamaları yalanladığı” belirtiliyor.

Umut Operasyonu ile ilgili eleştirilerimiz nedeniyle bize yazan bir meslektaşımız, “Umut Operasyonu sizin umutsuzluğunuz haline gelmiş” demişti. Belki şimdi de “Bir ahlaksızın teşhirinden neden rahatsız oluyorsunuz?” gibi eleştiriler alabiliriz.

Ama söylediğimiz açık... Ayrıca neler yaşadı, neler gördü bu ülkenin gazetecileri. Mesela bir kişiyi öldürmek suçundan dört yıl hapis yatan ve gerçek katilin “vicdan azabına dayanamayıp” teslim olmasının ardından serbest bırakılan adamın öyküsünü hatırlıyoruz. Televizyonlarda dört yıl önce yapılan tatbikatta ‘ben öldürdüm’ diye haykırışı, dört yıl sonra da ‘ne yapayım, kaval kemiğimi matkapla deldiler, tekrar oraya nasıl dönerdim’ deyişi... (15 Haziran 2000)

“Polisin yaptığı açıklamaya göre” kaydının, mahkeme kararıyla kesinleşmemiş bütün “suç haberlerine” yerleşmesini umuyoruz.