Uğur Mumcu haberlerini okuma kılavuzu

Hafta başından beri Uğur Mumcu suikastine ilişkin olarak gazetelerimizde çıkmakta olan haberleri ele alıyoruz. Hatırlayacaksınız, bu yazılarda işaret edilen temel problem, bir itirafçının şimdilik “iddia” niteliğindeki sözleriyle, polisin şimdilik “açıklama” niteliğindeki sözlerinin “hakikat” hükmünde haberleştirilmesiydi.

“Kuşkusuz gazetecilik” hafta boyunca ağır bastı ama yer yer farklı örnekler de gördük. Haftaya kendisi dışındaki bütün gazetelerin tersine “kuşku duyan gazetecilik” örnekleriyle başlayıp, hafta sonunu “ortada kuşku duyacak hiçbir şey yok” kesin hükmüyle bitiren gazetelerin yanı sıra (9 Mayıs Salı ve 12 Mayıs Cuma tarihli Hürriyet gazetelerini karşılaştırınız); haftaya “ortada kuşku duyacak hiçbir şey yok” kesin hükmüyle başlayıp, hafta sonunu “çelişkiler ve kaygılar artıyor” diye bağlayan gazeteler gördük (9 ve 10 Mayıs tarihli Radikal gazeteleriyle 12 Mayıs tarihli Radikal’i karşılaştırınız.)

Hürriyet’in öbür gazetelerden tamamen farklı tutumunu hatırlamak için 9 Mayıs tarihli Medyakronik’e bakabilirsiniz. Hürriyet’in bugünkü yaklaşımı ise, kendi başlık ve cümleleriyle şöyle: “Tatbikat kanıtladı: Bunlar, onlar… Mumcu Suikasti zanlıları Çelik ve Karakuş, dün olay yerindeki tatbikatta tüm kuşkuları ortadan kaldırdılar… Sıra İranlı katillerde…”

Diyebilirsiniz ki, “Demek tatbikat gerçekten de bütün kuşkuları giderecek nitelikte, dolayısıyla hafta başında öyle, hafta sonunda da böyle yazmış…”

Böyle düşünenler için Radikal’in tatbikattan sonra yazdıklarını kısaca özetleyelim… “İlk ifadelerine ters düştüler” başlıklı, Evren Değer imzalı haberde şu çelişkilere dikkat çekiliyor: 1. Zanlılardan biri keşfi sabah 08.00, öbürü ise akşam 20.00 civarında yaptıklarını söyledi.

Arada 12 saat fark var. 2. Yusuf Karakuş, tatbikatta, katliam için İranlılarla Ulus’ta buluşup Uğur Mumcu’nun sokağına geldiklerini söyledi, oysa önceki ifadesinde İranlılarla olay yerinde buluştuklarını söylemişti. 3. İlk anlatımlarda Ankara’da bir gece kaldıklarını söylemişlerdi, oysa tatbikat sırasındaki anlatımlardan, zanlıların otelde iki gece kaldıkları ortaya çıktı. 4. Abdülhamit Çelik, keşif günü Uğur Mumcu’nun arabasının sokakta olmadığını söyledi, oysa Yusuf Karakuş’a göre araba o gün sokaktaydı. 5. Suikaste katılan İranlı sayısı da tatbikat öncesi ifadelerle uyuşmuyor.

Ama hemen belirtelim: İç sayfalarda bu çelişkileri işleyen Radikal’in manşeti “Her gün bir ipucu” biçiminde. Manşet haberin devam başlığı ise şöyle: “Bir ipucu bir çelişki.”

Bazı gazetelerimiz ise Hürriyet ve Radikal’in çizdiği zigzagları hiç çizmedi hafta boyunca. Olan bitende başından beri en küçük bir kuşku bile duymayan gazetelerin başında Sabah ve Cumhuriyet geliyor. (Sabah, tatbikatta polisin Uğur Mumcu’nun aracını temsil eden bir otomobili şaşırtmaca amacıyla ters koyduğunu, zanlıların bunu fark edip düzelttirdiklerini söylüyor ve bunu tatbikatın bütün kuşkuları ortadan kaldırdığının kanıtı olarak sunuyor. Oysa bu “tersliği” fark eden yalnızca Yusuf Karakuş’tu. Haberi yalnızca Sabah’tan okuyan bir arkadaşım, kendisinin artık hiçbir kuşkusunun kalmadığını söyledi bana). Yeni Binyıl, Radikal’e yakın: O da ancak haftanın son günü kuşkulu noktalara dikkat çekmeye başladı. Gazetenin Ankara temsilcisi Bilal Çetin’in tatbikat sonrasında yazdığı yazının başlığı şöyle: “Mumcu Operasyonunda umutlar ve kaygılar artıyor.”

Sonuç: Uğur Mumcu suikasti haberlerini standart gazetecilik kriterlerini gözeterek veren ve bunu istikrarlı bir biçimde sürdüren hiçbir gazeteye rastlayamadık geçen hafta.