Milliyet Ölüm Kampına Girdi

Basınımızın eskiden beri âdetidir: “Hürriyet şunu şunu ele geçirdi,”, “Filanca sadece Sabah’a anlattı” türünden başlıklar atılır. Bu tarzı en çok seven gazete de şüphesiz, özellikle şuraya buraya “girdik” yollu başlıklarıyla Milliyet’tir. Bir basın organının, rakiplerini geride bırakarak özel bir haber çıkarması veya gündemin önemli bir haberiyle ilgili belirleyici bir kişi ile görüşebilmesi veya yine önemli bir haber için kritik bir yere “girebilmesi” elbette başarıdır. Başarısıyla övünüş tarzı bir insanın da bir kuruluşun da karakteri hakkında fikir verir; işin bu kısmını geçelim. Bu tür başlıklar ortaya garip bir çelişkili vaziyet çıkarıyor.

Başlık ne demek? Bir haberin en önemli, mümkünse yeni ayrıntısının en derli toplu ifade edilmiş haliyle, büyük puntoyla verilmesi. Bu ayrıntı, yeni olmayabilir, sürekli gelişip zenginleşen bir haber sözkonusuysa, diyelim o ana kadarki her şeyi aydınlatan, birbirine bağlamayı veya açıklamayı sağlayan bir anahtarın keşfedilmesinin ürünü de olabilir. Ama her halükârda, o haber için özel, belirleyici yeri ve önemi olan bir ayrıntıdır.

Şimdi, buna göre düşünelim: “Milliyet ölüm kampına girdi” başlığı bize ne anlatır. Şunu: Ölüm kampı haberindeki en önemli, başlığa çıkarılmayı en çok hak eden ayrıntı budur!? Peki, böyle bir şey mümkün mü?

(Bu kampın, Uğur Mumcu’nun katillerinin yakalanması haberi açısından önemini veya kamp hakkındaki bilgilerin doğruluğunu tartışmıyoruz. Hepsini Milliyet’in aktardığı şekliyle kabul edelim ve öyle konuşalım.

Tekrarlamakta fayda var: Milliyet’in, o kampa muhabir sokmayı ve başkalarının elde edemediği bilgileri edinip bize aktarmayı başardığı için bu başarısıyla övünmeye elbette hakkı var. Bu bilgilerin öbür gazetelerde bulunmadığını fark etmeyi ve Milliyet’ı takdir etmeyi bize bıraksa tabiî, son günlerin moda tabiriyle daha şık olurdu, ama kampa yalnız Milliyet muhabirinin girebildiğini bir köşeye sıkıştırması tabiî ki meşrudur.

Yalnız, tutup bunu başlık yapınca, bu, o haberin en önemli unsuru haline geliyor. Ve, gazetecilik alanında kazanılmış başarı, gazeteciliğin en basit ve temel uygulama kurallarından birinin hiçe sayılmasına yolaçıyor.

Gazetelerimiz kendilerinin haberi ele geçiriş öykülerini değil haberin önemli unsurlarını öne çıkarsınlar diye genellikle başarı kazanmamalarını mı dilemeliyiz?