Kuşkusuz, gazetecilik bu değil!

Aşağıda okuyacağınız manşetler, polisin, Uğur Mumcu suikastının faillerinin yakalandığını açıklamasından sonra muhtelif gazetelerde görüldü (biz bunları, o günlerde kaleme aldığımız “Uğur Mumcu haberleri ve ‘kuşku’suz gazetecilik” başlıklı yazımızın girişinde kullanmıştık):

“Katiller yakalandı” (Zaman) / “Katil yakalandı” (Sabah) / “Ecevit: Katil elimizde” (Sabah) “Katiller bulundu” (Yeni Binyıl) / Bombayı koyan İranlı” (Hürriyet) / “Mumcu suikastı çözüldü” (Ortadoğu) / “İran’dan para aldılar” (Milliyet) / “İşte o bombacılar” (Star)

Bu manşetlerdeki gizli özneyi biliyorsunuz: “Uğur Mumcu’yu öldürdüğü, Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’na gönderdiği mektupla sâbit olan ve Mumcu’nun öldürüldüğü sokakta gerçekleştirilen tatbikatta da bunu ‘itiraf eden’ Yusuf Karakuş” ile onun ‘suç ortağı’ Abdülhamit Çelik…”

Şu aşağıda okuyacağınız manşet ve başlıklar ise bugünkü gazetelerden:

“Mumcu’da fiyasko… Ankara Emniyet Müdür Kemal İskender: Yusuf Karakuş hepimizi aldattı. Suikastta hiçbir rolü yok.” (Milliyet) / “Mumcu’ya büyük ayıp… katil diye tatbikat yaptırılan Karakuş ve Çelik’in suikastla hiçbir ilgisi olmadığı açıklandı.” (Akşam) / “Emniyet yok demişti: Çelişki varmış… Kemal İskender, Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik’in Mumcu suikastıyla ilgili olmadığını açıkladı.” (Hürriyet) / “Mumcu sanıkları SAHTEKAR çıktı.” (Sabah) / “Polis dün açıkladı: Uğur Mumcu’nun katilleri meğerse katil değilmiş… Polisi kandırmışlar!” (Yeni Binyıl).

Uzatmaya gerek yok, bu böyle gidiyor.

UMUT Operasyonu ile ilgili olarak Medyakronik’te yayımlanan ilk yazıda yukarıdaki “Katiller bulundu” manşetlerini eleştirmiş ve şöyle demiştik:

“Bu böyle gidiyor… Her şeyden eminiz… Uğur Mumcu’yu öldürenler yakalandı ve bu iş bitti.

Hiçbir kuşku yok ortada. Gazeteciliğin ‘temas ve mesafe’ mesleği olduğunun ‘mesafe’ bölümü unutulmuş. Polisin bütün toplarına kale açık; hiçbir süzgeç yok, gelen giriyor, hatta bazı goller kendi kalelerine…”

“Zaten olan nedir? Polis, yaptığı bir operasyonun sonuçlarını açıklıyor. Normal bir ülkede bunun adı ‘polisin yaptığı açıklamaya göre…’dir. Burası Türkiye’yse bir kat daha öyledir.”

Meslektaşlarımızı bir ay boyunca sakin olmaya, kuşkulu noktalar varsa belirtmeye, polisin açıklamasına dayanarak kimseyi “kâtil” ilan etmemeye çağırdık. Çoğundan olumlu tepkiler aldık. Ama mesela “UMUT Operasyonu sizin umutsuzluğunuz haline gelmiş” diyen meslektaşlarımız da oldu (Tuncay Özkan).

Bugünkü gazetelere bakıyoruz, gazetelerin tamamı polisi suçluyor. Bir kısmı da Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik’i… Mesela Sabah, “Mumcu sanıkları SAHTEKÂR çıktı” diyor ve hıncını onlardan alıyor (büyük harfler gazeteye ait).

Polisin yaptığı ilk açıklamayı gazetelerin manşetlerine “Katiller” diye taşıdığı ilk gün, Akit, “Temcit Pilavı” manşetini atmış, biz de “Uğur Mumcu haberleri ve ‘kuşku’suz gazetecilik” başlıklı yazımızı, ona gönderme yaparak şöyle bitirmiştik:

“… Ve böyle bir habercilik ortamında Akit gibi bir gazete “Temcit Pilavı” manşetini atar ve haklı olur!”

Gazetelerin “Katiller katil değilmiş” manşet ve başlıklarıyla çıktığı bugün de Akit şu manşeti atmış: “Hizbul cellat… ‘Katiller yakalandı’ diye günlerce sürdürülen medyanın haysiyet cellatlığı, Ankara Emniyet Müdürü’nün açıklaması ile belgelendi. Selâm-Tevhid gazetelerinde çalışanların Mumcu ve diğer suikastlarla alakası yok.”

Başka bir şey söylemiyoruz…

Alper Görmüş, (9 Haziran 2000)