İranlı da sahte çıktı, ufukta özeleştiri yok

Hürriyet ve Milliyet’in yıllardır kesintisiz sürdürdüğü, öbür gazetelerin de başlayıp başlayıp vazgeçtiği bir uygulama var: Buna göre, artık haber müdürü mü olur, yazıişleri müdürü mü olur, uygun görülen bir kişi her pazartesi, gazetesinin haftalık haber performansını değerlendiriyor. İstisnalar dışında, gazeteden seçilen bazı haberlerin, muhabirlerin ya da dizi yazıların övülmesinden ibaret oluyor bu bölümler.

Hiç kolay değil bu sütunları kaleme almak; hele ki bazı pazartesilerde...

Şeytan dürttü, “Hürriyet’ten” (Seçkin Türesay) ve “Milliyet’ten” (Doğan Akın) sütunlarında 12 Haziran pazartesi günü hangi haberler didiklenmiş diye merak ettik. Malûm, geçen hafta, “Konuşup her şeyi anlatan, böylece Türkiye’deki bütün faili meçhul cinayetleri aydınlatan Acem bülbülü Bedbahani”yle başlamış, Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender’in, “İtiraflarıyla Umut Operasyonu’nu başlatan Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik’in Türkiye’deki faili meçhul cinayetlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını” açıklamasıyla sona ermişti.

Türesay ve Akın’ın gazeteleri, önceki haftanın birinci ve ikinci günlerinde “İranlı ajan” manşetleriyle çıkmıştı. Hürriyet’in manşetlerini geçen hafta boyunca sayfalarımızdan indirmedik, o nedenle tekrar etmiyoruz (Medyakronik – Arşiv - Umut Operasyonu). Milliyet de birinci gün “İranlı ajanın itirafı”, ikinci gün “Ölüm makinesi” manşetlerini kullanmış. Her iki gazetemizin konuya ilişkin 12 Haziran pazartesi günkü haberleri ise (tabii iç sayfalarda) Washington Post kaynaklı: Hürriyet: “İranlı, sahte.” Milliyet: “İranlı ajanın adı bile sahte.”

Bakıyoruz “Hürriyet’ten”e, “Milliyet’ten”e, geçen haftanın bu en önemli “haber”ine ilişkin tek satır yok; dediğimiz gibi, çok zor bu sütunları yazmak.

Geliyoruz Umut Operasyonu meselesine...

Doğan Akın, önemli haberlerin bir gazetede yayımlanmasından sonra, öbür gazetelerin o habere “küstüğü”, bunun da iyi bir şey olmadığı temasını işliyor yazısında (tamamen haklı) ve konuyu Umut Operasyonu’na bağlıyor: “Habere küsenleri gazetecilerden ibaret saymak olmaz. Umut Operasyonu’ndaki çelişkileri daha önce duyuran haberlere ‘senaryo’ diyenler... Seslerini duymak istediğimiz her olayda dut yiyenler...”

Bu kadar. Doğan Akın, bu satırları, Milliyet’in Umut Operasyonu’nda “dikkatli” bir çizgi izlediğini söylemek için yazıyorsa, söyleyelim; hiç doğru değil bu.

Seçkin Türesay ise şöyle yazmış: “Umut Operasyonu başladığında sorular soran, duyulan kuşkulara, çelişkilere sayfalarında yer veren tek gazete Hürriyet’ti.”

Türesay’a da şöyle diyeceğiz: İlk gün için haklısınız, ilk gün gazete gibi gazete olan tek gazete gerçekten de Hürriyet’ti; Medyakronik, bunu özellikle belirtmişti. Ama ondan sonraki performansınız bir felaket. Bunları okurlarınızın fark etmediğini düşünüyorsunuz ve yukarıdaki satırları kaleme alıyorsunuz. İnanın, yanılıyorsunuz. (12 Haziran 2000)