Sokak medyası yayında

Şöyle yazılar okuyabiliyorsunuz İstanbul’da sokakta yürürken: “Uğur Mumcu’nun teröristlerini yakalayan polisimize şükranlarımızı sunarız.” İmza: “İstanbullular”.

Bu tür bez pankartları “İstanbullular” şimdiye kadar hiç kendileri asmadı, ama görüntüye alışıklar. Bu birörnek bez pankartlar hep polisle ilişkilidir ve “Eminönü halkının”, “Şişli esnafının” veya külliyen “İstanbullular’ın” polise şükranlarını, tebriklerini, buna benzer iyi duygularını bildirir.

Duyuru sahibinin isminin altında somut ve açık şekilde yeralmadığı duyuruların “alenen teşhiri” aslında yasaktır. Şirket, kuruluş, dernek, muhtar adayı, parti örgütü vs., her kim duyuru yapmak istiyorsa, adını altına yazar, asar. “İstanbullular”, “bir grup Fenerbahçeli”, “Taksimli demokratlar” falan gibi imzalarla duyuru asamazsınız sağa sola.

Oysa bu bahsettiğimiz duyurular şehrin her tarafına, en görünür yerlere asılıyor. Birörnek oluşları zaten ortada herhangi bir şüphe bırakmıyor.

Böylece polis, kendine teşekkür edilmesi için bir sokak medyası oluşturup yayına geçmiş oluyor. Arada yasa da çiğneniyor. Haliyle biraz ayıp oluyor.

En az bunun kadar ayıp olan da, pankartların üzerindeki metin: “Uğur Mumcu’nun teröristlerini yakalayan polisimize…” Bu yakalanan teröristler “Uğur Mumcu’nun” muymuş? Yani ona mı aitmiş? Mumcu onların sahibi miymiş, şefi miymiş, nesiymiş?

Bu sokak medyası hiç şık olmadı.