Sözünü ettikleriniz insan!

Radikal gazetesinin birinci sayfasında, alışık olmadığımız puntolarla dizilmiş manşet, polisin, sayıları yüzleri bulduğu söylenen bazı İranlılarla ilgili olarak sürdürdüğü faaliyetin türünü belirliyor: Av.

Gözaltına alınan insanlar, bu manşeti atanların gözünde öylesine değersizdir ki, onlardan sanki bir hayvan sürüsü gibi söz edilmektedir. Böyle bir tavrın insanca olmadığı açık; ek olarak söylemeliyiz ki, gazetecinin olguları eğip bükmeden haberleştiren insan olarak güvenilirliğini de ağır bir biçimde zedelemektedir. İranlıları külliyen böcek gibi gören bir gazetecinin İran’ın Türkiye’deki teröre dahli konusunda tarafsız haber vermesi beklenebilir mi?

Nitekim daha haberin girişinde ortaya çıkıyor problem. Gazetenin “Ankara” mahreçli haberi şöyle başlıyor: “Polis, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı suikastı başta olmak üzere son 10 yıl içerisinde gerçekleştirilen bombalı ve silahlı saldırılarda İran rolünün belirginleşmesi üzerine Türkiye’deki İranlılara yönelik kontrollerini sıklaştırdı.”

İranlıların teröre dahli konusunda Emniyet’ten İçişleri Bakanı’na, Dışişleri’nden Başbakan’a son günlerde bir hafta öncesine kadar çok daha dikkatli bir üslubun benimsendiğini bir tarafa bırakalım. Sadece Radikal’in 20 Mayıs tarihli manşetine bakalım. Bugün Uğur Mumcu suikastında (da) İran’ın rolünün belirginleştiğini söyleyen Radikal, iki haftalık “Bombayı koyanlar İranlı” yayınından sonra şu manşeti atmamış mıydı: “Mumcu’nun arabasına bombayı iki Türk yerleştirmiş… bombacı İranlı değil.”

“Öcalan İmralı’da ‘nem’ kaptı”

İkinci haber, insandan söz ederken dikkatiyle temayüz ettiğini pek söyleyemeyeceğimiz Milliyet’ten geliyor. (Bir ay kadar önce Milliyet, balkondan düşerek ölen bir kişiyi komik bir tarzda karikatürleştirmiş; bu da Milliyet okur temsilcisi Yavuz Baydar’ın eleştirisine hedef olmuştu.)

Haber, Abdullah Öcalan’ın İmralı’da solunum yetmezliği hastalığına yakalandığına ilişkin… Ama başlıkta açık bir biçimde dalga geçiliyor: “Öcalan İmralı’da nem kaptı.” Ara başlık da aynı amaca hizmet etmek üzere seçilmiş. Öcalan’ın hastalığını basına açıklayan Yaşar Kaya’nın sözlerine atfen “Kara ikliminde büyüdü” deniyor ara başlıkta.

Artık iyice içselleştiği için hiç dile getirilmeyen temel bir meslek ilkesiyle bitirelim: “Ölüm ve hastalık, üzerine espri üretilebilecek alanlardan değildir.” (24 Mayıs 2000)