Ya savunun, ya özür dileyin

Gün içinde gazetelerden okuyoruz: “Dışişleri Bakanlığı, İranlılara vize uygulamasına başlıyor.”

Akşam, Dışişleri Bakanı gazetecilerin gözünün içine baka baka şöyle diyor (biz okurlar da ekranlardan izliyoruz): “Dışişleri Bakanlığı İranlılara vize uygulaması konusunda hiçbir çalışma içinde değildir.”

Gün içinde gazetelerden okuyoruz: “İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, yakında büyük bir bomba patlayacağını söyledi.”

Akşam, İçişleri Bakanı gazetecilerin gözünün içine baka baka şöyle diyor (biz okurlar da ekranlardan izliyoruz): “Kim demiş? Ben böyle bir ifade kullanmadım. Bunları arkadaşlarınız çıkardı. Gidin, arkadaşlarınıza sorun.”

Gazeteciler, “iç”ten “dış”tan istiskale uğruyorlar ama ne bakanlara karşı haberlerini savunuyorlar ne de dönüp okurlardan özür diliyorlar. Kimse kızmasın, bu durumda, gazetecilerin kendi temennilerini “haber” haline getirdiklerini, bu haberlerin kaynağının falan olmadığını düşünmekten başka çaremiz kalmıyor.

Özür deyince… Amerikan Gazete Editörleri Derneği’nin (ASNE) yürüttüğü büyük okur araştırmasının izleme raporunda, okurlar, gazetelerinin gerektiğinde özür dilemesine şöyle bir tepki veriyorlarmış: “Hatalar affedilebiliyor, ancak itiraf edilmeleri koşuluyla. Düzeltme ve özeleştiriler okur tarafından dürüst girişimler olarak algılanıyor.”

(Burada yer alan bilgiler 23 Mayıs tarihli gazetelerle aynı akşamki televizyon haberlerinden alınmıştır.)