Mumcu’ya her gün başka katil

“Hürriyet, Uğur Mumcu dosyasındaki bilgilere ulaştı.”

Hürriyet’te iki gün üst üste (23 ve 24 Temmuz) yayımlanan “Uğur Mumcu dosyası” işte bu cümleyle başlıyor. Ve dosyayı iki gün üst üste okuyan Hürriyet okurlarının feleği şaşıyor.

Bilindiği gibi Umut Operasyonu’nda, Uğur Mumcu’nun katil zanlıları olarak önce Yusuf Karakuş-Abdülhamit Çelik ikilisi ilan edilmiş, kendilerine olay yerinde tatbikat yaptırılmış ve cinayeti işlediklerini “itiraf” etmişlerdi. Daha sonra Savcı Hamza Keleş, bu ikilinin İstanbul Polisi’nin baskısıyla cinayeti üstlendiklerini, asıl katillerin Ferhan Özmen-Necdet Yüksel ikilisi olduğunu açıklamıştı.

Hürriyet’i dosyanın ilk günü okuyanlar Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel adının bir kez bile telaffuz edilmediğini, buna karşılık Yusuf Karakuş’un ağzından şu ifadelere yer verildiğini okudular:

“(...) Uğur Mumcu’ya eylem yapılacak talimatı üzerine Ankara’ya gittik. Ben, Abdülhamit Çelik ve üç İranlı Savama ajanı ile birkaç defa Mumcu’nun kaldığı evin sokağında keşif yaptık. Bombayı koyacağımız gün yine İranlı ajanlarla buluştuk. Ben nöbet tutan polisi oyaladım. İranlılar poşet içindeki bombayı arabaya yerleştirdi.”

Dosyanın ilk günü Hürriyet’i okuyanlar, Mumcu’yu öldürme suçundan yargılanmayı bekleyen kişilerin Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik olduğunu öğreniyorlar. Tekrar edelim: Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel’in adı bu bölümde bir kez bile geçmiyor.

Geliyoruz ertesi güne... Dosyanın ikinci bölümü, dosyanın birinci bölümünü okuyanları çıldırtacak nitelikte: “Gazeteci Uğur Mumcu’ya suikast düzenlediği iddiasıyla yakalanan Ferhan Özmen...”

Devamında da Özmen’in itiraflarını okuyoruz: “Bombayı Oğuz Demir ve Necdet Yüksel ile birlikte yaptık. (...) Bombayı olaydan bir gün önce akşam saat 21.30 – 22.00 sıralarında yerleştirdik. (...) Bombanın patladığını ve Uğur Mumcu’nun da öldüğünü pazar günü haberlerden duydum.”

Şimdi de, aynı dosyadan Yeni Binyıl’ın çıkardığı habere bakalım. Yeni Binyıl muhabirleri Ünsal Ergel ve Göksel Çağlav’ın haberinde, Yusuf Karakuş’un şöyle konuştuğunu okuyoruz:

“(Poliste) Uğur Mumcu’nun öldürülmesini anlat dediler. Uğur Mumcu’yu ben yaptım desem kargalar bile gülecek, çünkü benim bu olayla herhangi bir ilişkim yoktur dedim. Bunun üzerine elimizde belge var dediler; biz derin devletiz, biz her şeyi biliyoruz. (...) Camide buluşmamız, otele gitmemiz, daha sonra olay yerine gitmemiz tamamen polislerin anlattığı şekilde olmuştur. Keşif sırasında bana söyledikleri gibi anlattım. Benim Uğur Mumcu olayı ile hiçbir ilgim yoktur. Bu beyanlarımı mahkeme huzurunda da anlatacağım.”

Bu bilgilerden sonra durum açıklık kazanıyor... Hürriyet’in haberi, savcılığın hazırladığı klasörlerde yer alan polis ifadelerini aktarıyor bize ve orada kalıyor. Ama bilindiği gibi, Karakuş, savcı Hamza Keleş’e bambaşka bir ifade verdi ve savcı da davayı bu ifadeyi esas alarak açtı. Ne var ki Hürriyet okurları bu ifadeyi yani asıl haberi başka gazetelerden öğrenmek zorunda kalıyor.

Buraya kadar Hürriyet’teki dosyayı kaleme alan muhabirin adını neden vermediğimizi sorabilirsiniz. Şundan: Bu kadarını Umut Operasyonu’nun gelişimini izlemiş bir muhabirin yapabileceğine inanmadığımız için, adı böyle bir örnekle anılsın istemedik. Bu, son dönemlerde örneklerine çok sık rastlanan tipik bir mutfak operasyonuna benziyor. Haberlerin, “eti sizin, kemiği de sizin” denerek ellerine terk edildiği mutfak elemanlarının, editörlerin, önündeki dosyanın ayrıntılarına hakim olmadan ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini gösteren güzel bir örnek... (24 Temmuz 2000)