Radikal üfleyerek yiyor, başkaları çalakaşık

“Kudüs Ordusu örgütünün kilit ismi, Kışlalı suikastında arabaya bombayı koyan Rüştü Aytufan gözaltında… Aytufan’ın … itiraf ettiği belirtiliyor.” 26 Eylül günü Aytufan’ın yakalanışını manşetten veren Cumhuriyet’in spotu böyle. Manşet: “İkinci bombacı Aytufan yakalandı”.

Hürriyet’in manşeti de “Bombacı da yakalandı”. Buradaki “da”ya özellikle dikkat! Sanki gerekli herkes yakalandı, herkes ortaya çıktı, bir bombacı kalmıştı gibi. Aytufan’ın “bombayı yerleştiren” olduğundan Hürriyet de emin.

Sabah, “Bombacı kıskıvrak” başlığıyla, resmî yetkililerin açıklamalarından bu sefer de şüphe duymadığını gösteriyor, ama haberi manşete çekmemiş, birinci sayfada altta (~4,5 sütun) vermiş. Muhtemelen, tasarladığı özgün manşet habere kıyamadığı için. Çünkü "bombacı"”haberi, haber hiyerarşisinde ikinci sırada.

Milliyet’in tavrı ilginç. Gerçi başlık “Bombacı yakalandı”, dolayısıyla yakalananın bombacı olduğuna dair şüphe yok, ama haber birinci sayfada en altta.

Radikal ise, sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi gerektiğini unutmamış. Birinci sayfada tek sütundan, “Kışlalı zanlısı yakayı ele verdi” diyor başlığında. Ve Rüştü Aytufan’dan “Kışlalı cinayetinde bombayı yerleştirmekle suçlanan” diye sözediyor.

“Umut Operasyonu” konusunda basının sergilediği performansa ilişkin çok şey yazdık (bk. Medyakronik/Arşiv, Umut Operasyonu). Ortaya atılan iddiaların hemen hiçbiri kanıtlanamadı. Aynı suç için başka başka failler bulundu. “İtiraf etti, her şeyi anlattı” denen kişiler polis ifadelerini mahkemede reddettiler. Şimdi, Rüştü Aytufan’ın yakalanışıyla birlikte yeni bir gaz dönemi açılıyor. “İtiraf etti”, “her şeyi anlattı” haberleri birbirini izleyecek.

Geçen seferki fiyaskonun ardından, basından hoşnutsuz sesler de yükselmişti. Hem yetkililerin çelişkili ve yetersiz açıklamalarına hem de basının her bilgi kırıntısını enine boyuna araştırmadan sansasyonel sunuşlarla aktarmasına yönelik eleştiriler dile getirilmişti. Ve “bir daha faka basmayalım” yollu uyarılar ve temenniler…

Demek ki bunların işe yarama oranı pek düşük.

Ne diyelim, hafızasızlık başa belâ, sorumsuzluk kısa sürede tedavi edilemiyor. (26 Eylül 2000)