Basın, Polis’i çok kötü alıştırmış!

Haberi Hürriyet gazetesi verdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, “Umut Operasyonu” ile ilgili olarak kuşku uyandıran yayınlar yapan Milli Gazete, Akit ve Yeni Şafak gazeteleri için savcılıklara başvurmuş. Emniyet, bu üç gazetenin yayınlarından örnekler göstererek haklarında soruşturma açılmasını ve cezalandırılmasını istiyormuş.

Şimdi, bu suç duyurusunun hangi koşullarda gerçekleştiğine bir göz atalım.

“Umut Operasyonu”nun geldiği nokta meydanda. Başlangıçta “Katiller yakalandı”, “Katiller İranlı” biçiminde kesin ifadelerle yola çıkan gazetelerin hepsi artık çok daha temkinli bir tavır içinde. “Kuşku”suz gazeteciliğin öncüsü Sabah gazetesi bile tavrını değiştirmiş görünüyor. (Örneğin Bugünkü Sabah, Ahmet Taner Kışlalı suikastı çerçevesinde ismi zikredilmeye başlayan yeni “bombacı” haberini son derece dikkatli bir üslupla veriyor. Nerede o “İşte bombacı” manşetleri?.. Haber, ancak otuz birinci sayfadan, hafif alaycı “Bir bombacı daha çıktı” başlığıyla ve “iddia edildi” üslubuyla bir yer bulabiliyor kendine: “Kışlalı suikastının bombacısı olduğu iddia edilen yeni bir isim ortaya atıldı. Geçen hafta tutuklanan Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen, bombayı kendilerinin koyduğunu söylerken, Sincan’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve ‘Kudüs Savaşçıları’ örgütünün lojistik sorumlusu olduğu bildirilen Adil Aydın, bombayı Rüştü Aytufan’ın koyduğunu iddia etti.”)

Artık herkes yoğurdu üfleyerek yiyor. Gazeteler dünden itibaren İran konusunda dikkatli bir üslup benimsiyor ve Cumhurbaşkanı Sezer’in İran’a gitmesi gerektiğini belirten yorumlar artıyor; Başsavcı Cevdet Volkan, polisi eleştirerek “Bilgiler benden önce basına gidiyor, eldeki kanıtlar basında okuduklarımızdan ibaretse, gözaltındakiler serbest dâhi bırakılabilir” biçiminde açıklamalar yapıyor.

Sözün kısası, polisin operasyonuna savcı dâhi kuşkuyla yaklaşıyor. Ve polis, basının yüzde 90’ının, her türlü polis açıklamasını hakikat hükmünde sayfalarına aktarmasını kâfi bulmuyor, aralarından üçü kuşku duyuyor diye, onların da cezalandırılmasını istiyor.

Biz, “Kuşku duyan gazeteciye polisin de ihtiyacı var” diye yazmıştık. Nitekim, basın, operasyona standart gazetecilik kriterleriyle yaklaşsaydı, polis de bu duruma düşmeyebilirdi. Ama anlaşılan, polis böyle bir ihtiyaç duymuyor.

Bu basın, bu polisi çok kötü alıştırmış! (26 Mayıs 2000)